WwW.EglenceForum.St

EgLeNcE ForuMa HoŞgeLdiNiZ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ACI daki Hikmet (Lütfen okuyun)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ShetZKie
Profosyonel Üye
Profosyonel Üye


Mesaj Sayısı : 151
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: ACI daki Hikmet (Lütfen okuyun)   Paz Mart 07, 2010 4:18 pm

Verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah'ım!



"Gün gelecek Allah'a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi

biliyorum" demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini

yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun

uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği

üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.



Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını

gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük

kapılar açtığını gördükçe "verdiğin acılar için sana şükürler olsun

Allah'ım!" demeye başladı.



Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde


aşağıdaki hikayeyi yollamıştım.



Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle

salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler,

renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı

hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.



Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile

geldi ve kadına şöyle dedi;



"Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep

böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.



Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!



Kekeleyerek: "Nasıl? Anlayamadım?" diyebildi yaşlı kadın.



"Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir

sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim

sıkıntılara dayanamayıp:



"Yeter! Lütfen dur artık!" diye bağırmak zorunda kaldım.

Ama usta sadece gülümsedi ve; "Daha değil!" diye cevapladı beni.

"Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm,

döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:



"Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!"



Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

"Henüz değil!"

"Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu

şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu.

Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek"



Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

"Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!"

"Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve "Daha

değil!" diyordu.



"Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes

alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın

üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.



"Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her

tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.



"Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!" dedim. Onun cevabı ise aynıydı:

"Henüz değil!"



"Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan

ölecektim. "Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!" diye bağırdım.



Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin

iki katına çıkardı. "Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!" diye

düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine "Daha

değil!" diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla

gözyaşının yuvarlandığını gördüm.



"Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı

ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım,

hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve

usta şöyle dedi:



"Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?"



Ona "Evet" dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar




tekrar baktım ve "Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım."

"Evet bu sensin!" dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler


sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.



Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.

Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.

Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.

boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.



Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.

Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde."



Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

"Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!

Bana zarar vereceğini düşündüm.

Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.

Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.

Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…



Teşekkür ederim."

Usta fincanı, Yaratıcı insanı şekillendirir.

Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
ACI daki Hikmet (Lütfen okuyun)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Necip Fazıl KISAKÜREK ile Nazım Hikmet RAN'ın karşılaştırması
» Konyadaki Tüm Konserler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
WwW.EglenceForum.St :: Aşk & Sevgi :: Hayata Dair Yazılar-
Buraya geçin: