WwW.EglenceForum.St

EgLeNcE ForuMa HoŞgeLdiNiZ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Teller ve İnsanlar, İnsanlar ve Sesler

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ShetZKie
Profosyonel Üye
Profosyonel Üye


Mesaj Sayısı : 151
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Teller ve İnsanlar, İnsanlar ve Sesler   Paz Mart 07, 2010 4:14 pm

Işıkları kapamış ve elime almıştı kalemini. Panjurundan içeri sızan aydınlığın merhametine bırakmıştı kendini. Ne zaman eline karakalem ve kalın kapaksız defterini alsa kendine bir şeyler anlatmaya çalışıyormuş gibi hissederdi. Anlatırdı da, yalnız her zaman yazmazdı; zaman zaman çizerdi. Yatağına vücudunun bütün ağırlığını bir hışımla teslim ederken yataktan çıkan pof sesi bile “belli canın sıkılmış senin” diyor gibiydi. Birkaç söz karalayacaktı; can sıkıntısındandı, içinde özenle deşilmiş olan derin boşluktandı, istediğinden değil...

“Bir varmış bir yokmuş. Canı fena halde sıkılmış garipçe bir kız varmış...”

Nasıl basit ve acemice yazılmış sözlerdi bunlar. Karalamasına böyle başlanmayacağını bildiğinden hiç düşünmeden yırtıp atmıştı sayfayı. Tıpkı filmlerdeki aşk mektubu yazmaya çalışan kadın gibi; önce yazılanların üstünü görünmeyene kadar karalayıp kağıdı buruşturduktan sonra çöp kutusunu tutturmamaya çaba gösterip kenarlarına bir yere atmak... Akabinde kollarına kapanış, gözyaşları ve yapılandan duyulan ilginç haz.



“Biri varmış biri yokmuş. Kız epeydir kendini hırpalıyormuş ‘olan’ ve ‘olmayana’ karar vermek için. İpleri eline o kadar sıkı bağlamış ki zamanla çürümeye başlayan parmakları da artık tutamaz olmuş onları...”

Bu kez gerçekten geri dönüp okuyabileceği bir şeye kalkışmak istediğindendi ki saygısından kalıpların dışına çıkmayarak ikinci kağıdı da buruşturup fırlatmıştı aksi yöne. Düşündükleri ve düşündüklerinin ona yaptırdıkları yüzünden gülesi geliyordu bir an, ama bu dudak hareketlerini dizginlemeliydi çünkü şu anda o içi kararmış ve bu iç karartısıyla bir süre göz göze diz dize yaşarak olgunlaşacak bir kızdı.



Saçma mıydı değil miydi bu düşünceler? Nihayet sorgulamaya başlamıştı! Farklılaşmanın ilk adımı; sorgulamak, neden sonra umursamamak.



“Yokuştan aşağı iniyordu kız başına. En fazla, umursamazlığının sonuçlarına katlanmayı kabullenecek kadar umursuyordu bedenini. Tür tür kadın seslerinin eşliğinde yürüyordu; kaba, cırtlak, mayhoş, alışmış, dolgun, fısıltılı, çatallı. Eğer bir çift güçlü kol uzansa da çekse bedenini içeri, kendi sesinin karakteri de bunlardan biri gibi olacaktı zamanla. Bunu bilerek adımlarını seslendirdi. Botunun kalınca topuklarını yere vuruyordu. Kendi kendini çekiyordu aslında çığlık dolu kırmızının loşluğu içine; karanlığın para kokan yüzüne kendini satıyordu. Öfkesini dindirecek bir diğer beden arıyordu; kendince masumdu bu. Fakat masum olmamak için karşı koyamayacağı bir arzu vardı içinde. İçeri girip bedenini teslim edecek, akabinde ruh ve vücut bütünsüzlüğüne olan nefreti tahmin etmeye yeltenemeyeceği bir garip derecede artacaktı. Kendine karşı duygu beslemek istemiyordu artık; yıllardır bıkmıştı bundan. Düşünceleri uçuk adımlar atıyor, zaman zaman içinde hatayla kalmış birkaç duygu zerresiyle çakışıp yön değiştiriyordu



Bu daha önce denemediği bir şeydi. Yazdıklarını gören olsa nasıl açıklayacaktı hangi elden hangi akılsız akıldan çıktığını şu sözlerin? Kendi parmaklarından akıyordu bu sözler ve hatta parmaklar yalnızca birer araç niteliğindeydi -parmaklara neden suç bulunsun ki- aklıydı bunları ona yazdıran. Reddetmeyi isteyen aklıydı, caninin eline bıçağı veren de, yerdeki dilenciyi dilendiren de, kendi kendine konuşan adamı konuşturan da.



“Ellerime bakarak yere uzandım.

Az önce yazdıklarımda bir cevap aradım,

ararken olan’a rastladım.

Olan neydi peki? Kendimden bile sakladım.



Tavana bakarken hissettim,

hissetmekti benim yetim.”



İhtiyacı olan tek şey kendine yönelik bu yalan söyleyişleri bırakmaktı. Yoksa sürekli aşağı düşecekti; küçükken sürekli gördüğü rüyadaki gibi.



“...Sonra göremediğim biri ya da bir güç kaldırırdı yatağımı ve üzerinde benimle birlikte camdan aşağıya atardı. Gözlerimi sımsıkı kapardım ben de; görmediğimde yere çarpışım daha az canımı yakardı. Yatağımla birlikte dönerek düşerken tam yere çarpmadan önce sıçrardım yerimden, uyanırdım. ‘Anne yine o rüyayı gördüm.’ ‘Bebeğim üstünü açmışsındır yine gece uyurken. Hem rüyaların tersi çıkar’...”



Kesişen yollar boyutuna geçiş:



Duygularıyla hareket ettiğinin farkına varmaya başlamıştı. Güçsüz hissettiriyordu bu hal; diğer beyinler ona hükmediyordu sanki. Haksızlık ediyordu kendine bir yerde; başkalarının onu yönlendirmesini sağlayacak kadar da güçsüz değil! Çok da fark etmezdi zaten; şimdilerde hissettiği yeni bir şey vardı ve ondan da vazgeçmeye hiç niyeti yoktu.



“...Sevgi dedikleri apayrı bir şeymiş gerçekten de; karanlıktansa bunu hissetmek olgunlaştırdı beni. Umutsuzluktansa artık ulaşamamanın verdiği heyecan var içimde. Ulaşabilirliği bilmek düğümü daha da sıkılaştırıyor. Gitgide bağlanıyorum sanırım, bugün bunu fark ettim.”



Mükemmeliyet görmediği bir şeydi, fakat gördüklerinin birleşimi olduğuna inanıyordu. Olmayan bir şeyi düşünemezdi ya, şimdi parçaları bütünlüyordu kafasında. Her zamanki gibi yapboz hayatının bir parçasını bulamıyordu. Saat epey ilerlemişti ve hala parçayı bulmaya çabalıyordu. Bugün onu bulmadan uyumayacaktı. Çünkü sabah uyandığında yine biri gelip yapbozu bozmuş olacaktı. Sıkılmaya başlayacağından korkuyordu. Bu yüzden düşünceleriyle duygularını kesiştirmeyi kabul etti. Bir resim çizdi; kağıdın sağ tarafından gelen notalar sol alt köşeden gelen sözlerle birleşiyordu ortalara yakın bir yerde; belki daha yukarı doğru.



“Sonradan anlamam çok uzun sürmedi zaten; farklı tellerden çalmakmış bizim ortak noktamız. Ben la’nın kalın çekiciliğiyle, sen sol’ün belirgin farklılıktaki boğukluğuyla kandırılmışsın. Yine de güzel bugün.”




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Teller ve İnsanlar, İnsanlar ve Sesler
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
WwW.EglenceForum.St :: Aşk & Sevgi :: Hayata Dair Yazılar-
Buraya geçin: