WwW.EglenceForum.St

EgLeNcE ForuMa HoŞgeLdiNiZ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 A- Erzurum Kongresi: Mustafa Kemal Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanı seçiliyor

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
qarizma

Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 05/03/10

MesajKonu: A- Erzurum Kongresi: Mustafa Kemal Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanı seçiliyor   Paz Mart 07, 2010 3:20 pm

A- Erzurum Kongresi: Mustafa Kemal Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanı seçiliyor



Mustafa Kemal, bir taraftan Anadolu’daki direniş hareketlerini
İstanbul’un etkisinden muhafazaya çalışırken, diğer taraftan da var
gücüyle Erzurum Kongresi hazırlıklarını yürütmekteydi. Mustafa Kemal ve
Rauf Bey’in kongreye katılabilmeleri için bir yerden delege olarak
seçilmeleri gerekiyordu. Her ikisi de Erzurum’un delegesi olmak
istiyorlardı. Erzurum’dan delege seçilen Cevat (DURSUNOĞLU) Bey ile
emekli Binbaşı Kâzım Bey yerlerini onlara bıraktılar. Kendileri de
henüz seçim yapılmamış ilçelerden delege oldular 129. Ayrıca, kongrenin
cemiyetin genel merkezi adına açılması için, Mustafa Kemal’e Genel
Merkez Heyeti adına görüş bildirmek yetkisi verilmesi istendi.



Kongre 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da Doğu illeri ve Trabzon
delegelerinin katılımıyla “mütevazı” bir okulun salonunda toplandı.
Bazılarının olumsuz görüşlerine rağmen, Mustafa Kemal büyük çoğunlukla
başkan seçildi. Başkanın açış konuşmasından sonra 7 Ağustos’a kadar
süren çalışmalarda padişah, sadrazam, valilikler ve belediyelere
gönderilecek telgraf metinleri kaleme alındı. Çalışmaların ağırlığı
cemiyetin nizamnamesi etrafında odaklandı. Bir kısım delegeler
merkeziyetçi bir teşkilât yerine çok merkezli bir teşkilât
öneriyorlardı. Hatta bunlar düzenli ordu yerine milis teşkilatı
kurulmasını ve teşkilâta yeni bir parti kimliği verilmesini
istiyorlardı. Bu teklif kabul edilmedi. Nizamnamede diğer bir tartışma
konusu, birinci ve ikinci başkanların illerde vali ve askere alma daire
başkanları, ilçelerde kaymakam ve askerlik şubesi başkanlarınca
yürütülmesi teklifiydi. Delegenin çoğu bu durumda Müdafaa-i Hukuk
bünyesini değiştireceğini, bir halk hareketi kimliğinden, resmî bir
mahiyete bürüneceğini belirterek karşı çıkıyorlardı. Mustafa Kemal’in
araya girmesi ile çoğunluğun görüşü benimsendi. Nizamnamenin diğer
tartışılan bir konusu da kongrenin kararlarını yürütecek olan heyeti
temsiliyenin görev ve yetkilerinin ne olacağıydı. Temsil heyetine geniş
yetkiler tanınarak sorun çözümlendi. 7 Ağustos’da sona eren kongre şu
kararları aldı:



1) Doğu Anadolu ve Trabzon illeri ile Canik Sancağı hiçbir bahane ile birbirinden ve Osmanlı toplumundan ayrılmaz bir bütündür.



2) Osmanlı vatanının bütünlüğü millî istiklâlimizin elde
edilmesi, saltanat ve hilâfetin korunması için kuva-yi millîyeyi
güçlendirmek ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır.



3) Her türlü işgal ve müdahale, Rumluk ve Ermenilik teşkili
gayesine yönelik bir hareket olarak kabul edileceğinden topluca
savunmaya geçilmesi esası kabul edilmiştir. Siyasî hâkimiyet ve sosyal
dengeyi bozacak şekilde, Hristiyan unsurlara yeni bir takım imtiyazlar
verilmesi kabul edilmeyecektir.



4) Merkezî hükümetin, devletlerin baskısı üzerine, buraları terk
etme ihtimaline karşı hilâfet ve saltanat makamına bağlılığı ve millî
hakları koruyacak tedbirler ve kararlar alınmıştır.



5) Vatanımızda öteden beri birlikte yaşadığımız müslüman olmayan
vatandaşların, Osmanlı Devleti yasalarıyla güvence altına alınan
haklarına riayetkârız. Mal, can ve namuslarının korunması zaten
dinimizin ve millî geleneklerimizin ve kanunlarımızın esaslarından
olduğu kongrenin genel kanaatıyla teyit edilmiştir.



6) Mütarekenin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız
içinde kalan her mıntıkasında olduğu gibi, Doğu Anadolu illerinde de
ezici ekseriyeti islâmların oluşturduğu kültür ve iktisadî üstünlüğü
müslümanlara ait olan birbirinden ayrılmaz öz kardeş olan dindaş ve
ırkdaşlarımızın yerleşmiş olduğu ülkemizin taksim edilmesi görüşünden
tamamen vazgeçilerek, varlığımıza tarihî haklarımıza, geleneklerimize
dinimize riayet edilmesine, aykırı teşebbüslerin desteklenmemesine, bu
suretle tamamıyla hak ve adalete dayalı bir karar çıkarılması beklenir.



7) Milletimiz insanî gayeleri saygıyla karşılar. Teknik ve
ekonomik ihtiyacımızı dikkate alır, devlet ve milletimizin iç ve dış
istiklâli ve vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak şartıyla, 6. Maddede
kayıtlı sınırlar içinde, millîyet esaslarına saygılı ve ülkemizi istilâ
emeli beslemeyen herhangi devletin teknik ekonomik yardımını
memnuniyetle karşılarız. Bu âdil ve insanî şartları içeren bir barışın
âcilen kararlaştırılması insanlığın kurtuluşu ve umumun huzuru adına en
başta gelen millî emellerimizdendir.



Cool Milletlerin kendi kaderlerini bizzat tayin ettiği bu tarihî
devirde, merkezî hükümetimizin de millî iradeye tabî olması
zaruridir... Bunun için milletin içinde bulunduğu sıkıntı ve endişeden
kurtulması çarelerine hacet kalmadan merkezî hükümetimizin hemen vakit
kaybetmeden meclisi toplaması ve bu suretle millet ve memleketin kaderi
hakkında alacağı bütün kararları Millî Meclisin denetimine sunması
mecburidir.



9) Vatanımızın karşılaştığı elem verici olaylarla aynı maksatla
millî vicdanın oluşturduğu derneklerin birleşmesinden meydana gelen
kitle, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla isimlendirilmiştir.
Bu dernek her türlü particiliğin tamamıyla dışındadır. Bütün Müslüman
vatandaşlar cemiyetin tabiî üyesidirler.



10) Kongre tarafından seçilen bir Temsil Heyeti kabul edilmiş,
köylerden başlayarak il merkezine kadar varolan örgütler
birleştirilmiştir.



Kongrece kabul edilen nizamnameye göre Temsil Heyeti’nin izni
olmaksızın göç edilmesi yasaklanmış, ve Doğu Anadolu illerinin Osmanlı
Devletince terk edilmesi halinde, bölgede derhal bir geçici idarenin
kurulması öngörülmüştür.



7 Ağustos’da yapılan seçimlerde Kongre kararlarını yürütmek üzere 9
kişiden oluşan Temsil Heyeti seçimleri yapıldı. En çok oyu Mustafa
Kemal ve Rauf Bey aldılar. Heyet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi.



Çalışmalar Mustafa Kemal’in şu sözleriyle sona erdi “... Tarih bu
kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir.”



Erzurum Kongresinin önemi nedendir? Millî Mücadele ve Mustafa Kemal’in kariyerindeki yeri nedir?



Kongre ulusal toprakların bütünlüğünü, devletin iç ve dış politika
bakımından bağımsızlığını, gücünü millî iradeden alan bir parlâmento
toplanmasını öngörmüş, millî hudutlar ve azınlıklarla ilgili
politikanın esaslarını koymuş, düşman işgali ve baskısı altında ülkeyi
gereği gibi koruyamayan hükümetin bıraktığı boşluğu doldurmak
maksadıyla millî bir teşkilât kurmuştur. Bu teşkilât 7 Ağustos ile 4
Eylül 1919 tarihleri arasında, millî hakların sözcüsü oldu ve resmî
hiçbir sıfatı olmayan Mustafa Kemal’i Temsil Heyeti Başkanlığına
getirdi. Bu bakımdan Erzurum Kongresi’nin en önemli sonucu, bağımsızlık
mücadelesini yıkılmaz bir azimle yürütecek olan lideri isabetle tayin
etmesidir. Böylece Mustafa Kemal’e halk liderliği yolu açılmıştır.



Erzurum kongresi karşısında, İşgal kuvvetleri ve İstanbul Hükümeti’nin tutumu ne olmuştur?

İstanbul’daki İngiliz ve Fransız Yüksek Komiserleri, kongreyi bir
ihtilâl hareketi olarak değerlendiriyorlardı. Yüksek komiserler, daha
22 Temmuzda ortak bir karar oluşturdular. Buna göre: mütareke hükümleri
tam olarak uygulanacak, iç politikaya karışılmamakla beraber meşru
otorite olan Padişah desteklenecek ve her çeşit ihtilâle karşı
konulacaktır. Günün şartlarında seçim yapılamaz ve yapılması tehlikeli
olacaktır. Esasen Erzurum’da bulunan İngiliz Subayı Yarbay Rawlinson
kongreyi engellemek için girişimlerde bulunmuş, hatta hükümetim buna
izin vermez şeklinde tehditte bulunmuştu. Mustafa Kemal, kongreye
milletin karar verdiğini, bunu engellemek için şayet kuvvete
başvurulursa, kuvvetle karşı konularak milletin kararını
uygulayacaklarını ne pahasına olursa olsun kongreyi açacaklarını ifade
etmiş, toplantının güvenliği için gereken önlemleri almıştı.



Osmanlı Devleti’nin barış konusundaki görüşlerini konferansa açıklamak
üzere, Paris’e davet edilen ve tutarsız talepleri dolayısıyla
diplomatik adaba uymayan bir muameleye muhatap olan Sadrazam Damat
Ferit İstanbul’a eli boş dönmüştür. Anadolu’daki direniş hareketini
kırmak için, Bakanlar Kurulunu değiştirmek amacıyla istifâ etmiş, 21
Temmuz’da tekrar hükümeti kurmakla görevlendirilmişti. Sadrazam
dışarıda bulunduğu sırada Anadolu’da karışıklıklar çıktığını, millî
kongre hazırlıklarının Anayasaya aykırı olduğunu, bu sebeple
engellenmesi gerektiğini belirten bir genelge yayınlandı. Erzurum
Kongresi buna karşı, kongrenin bir meclis olmadığını,bir yıldan beri
anayasanın çeşitli maddelerine aykırı hareket eden, hükümetin millete
haksız yere suç yüklediği, karışıklık ifadesinin mütarekenin 24.
Maddesine göre, Doğu illerinin işgaline yol açacağını, bölgede tam bir
huzur ve sükun olduğunu belirterek ifadenin tekzip edilmesini istedi.
3. Ordu Müfettiş Vekili Kazım Karabekir Paşa da bu ifadeyi desteklediği
gibi, kongrenin vatan ve milletin mutluluğu ve selametinden başka bir
amaç gütmediğini, müdahale için kanunî bir hak bulamadıklarını ilgili
makamlara bildirdi.



Sadrazam Damat Ferit Paşa, iddiasına devam ettiği gibi, hükümetin karar
ve bildirilerine aykırı davranış ve halk indinde yaptıkları
kışkırtmalar dolayısıyla Mustafa Kemal ve Rauf Bey’in hemen
tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesini istedi. Millî Savunma ve
İçişleri Bakanlarının bütün gayret ve ısrarlı emirlerine rağmen,
mahallî askerî ve sivil otoriteler bu emrin uygulamaya konulmasının
mümkün olmadığını İstanbul’a anlatmaya çalıştılar.



Bunun üzerine İstanbul Hükümeti, etkin makamlarda bulunan sivil ve
bilhassa askerî yetkilileri değiştirmek suretiyle olayı çözmek istedi.
Millî Savunma Bakanlığına Mustafa Kemal hareketini hızla dağıtma
vadinde bulunan ve 1914’den beri emekli olan Süleyman Şefik Paşa’yı
atandı. Yeni bakan ilk iş olarak kolorduların birbirleri ile şifreli
haberleşmelerini yasakladı. Fakat ordunun gösterdiği şiddetli tepki
üzerine, on gün içinde kararı geri almak zorunda kaldı. İstanbul
Hükümeti tarafından 3. Ordu Komutanlığına atanmış olan Abdullah Paşa,
komutayı ele almanın mümkün olmadığını görerek istifâ etti. Bu suretle
Kâzım Karabekir Paşa’nın 15. Kolordu Komutanlığının yanı sıra 3. Ordu
Müfettişliğine vekâleten devam etmesi mümkün oluyordu. 20. Kolordu
komutanı Ali Fuat Paşa’yı görevden alma girişi de başarısızlıkla
sonuçlandı. Yerine atanan Kiraz Hamdi Paşa’nın göreve başlaması
engellendi.



Aynı şekilde İstanbul’a çağrılan 12. Kolordu Komutanı Albay Salâhattin
Bey’in yerine atanan Topal Sait Paşa da görev yapamayacağını görünce
ayrılmak zorunda kaldı.

Böylece İstanbul Hükümeti’nin Mustafa Kemal’i tutuklamak ve Anadolu’da
onu destekleyen komutanları görevden almak, başka bir deyimle
Anadolu’da başlamış olan millî direnme hareketini önleme girişimi
başarısızlıkla sonuçlanıyordu.



Mustafa Kemal Erzurum’da kaldığı 58 gün içinde millî birlik ve
beraberliğin güçlenmesi, Doğu illerinde bölücü akımların önlenmesi ve
Sivas Kongresi hazırlıkları işleri ile meşgul oldu.



İstanbul Hükümeti ve işgal kuvvetleri, kongreye karşıydılar. İçişleri
Bakanı, Sivas Valisine, kongreye gelenleri yerlerine iade edin,
dinlemeyenleri de şiddetle cezalandırın talimatını vermiştir. Sivas’da
bulunan bir Fransız binbaşı da kongrenin toplanması halinde, şehrin
işgal edileceği tehdidinde bulunmuştu. Reşit Paşa bu tehdidi Mustafa
Kemal’e bildirerek kongrenin Erzurum veya Erzincan’da toplanmasını
önerdi. Mustafa Kemal işgal tehdidinin bir blöften ibaret olduğunu,
İstanbul’daki Fransız yetkililerinin Anadolu hareketini
benimsediklerini; Samsun’a asker getiren İngilizlerin, milletin direnci
karşısında geri çekildiklerini hatırlatarak korkmaya mahal olmadığı,
cevabını verdi. Reşit Paşa, Mustafa Kemal’e emirlerini ifa edeceğini,
İstanbul’a da kongreye mani olunmamasını, gerekiyorsa kendisinin
görevden alınmasını teklif etti136. İstanbul ise, kongrenin
engellenmesi ve Mustafa Kemal ile Rauf Bey’in tutuklanmaları için Reşit
Paşa’yı sıkıştırmakta, bir taraftan da adı geçenleri diri veya ölü ele
geçirmek için el altından girişimler hazırlamaktaydı.



Bu gelişmeler esnasında, Mustafa Kemal Sivas Kongresinin biran önce
toplanması için yapılan hazırlıkları hızlandırdı. Ancak Sivas’ta Doğu
illerinin nasıl temsil edileceği tartışma konusuydu. Yeni seçimler
yapılması için zaman yoktu. Mustafa Kemal’in teklifi uyarınca, Temsil
Heyetinin Doğu illeri adına konuşması benimsendi. Diğer bir sorun
Sivas’a yapılacak yolculuk masrafının nasıl karşılanacağıydı. Bu sorun
Emekli Binbaşı Süleyman Bey’in vermiş olduğu 900 liraya 100 lira
eklenmek suretiyle çözümlendi138. Böylece gerekli hazırlıkları
tamamlayan heyet 29 Ağustos 1919’da Sivas’a doğru yola çıktı. Amaç tek
tepe, tek kurşun kalıncaya, millî bağımsızlığı sağlayıncaya kadar,
mücadele etmek ve yurt bütününü temsil edecek bir örgüt oluşturmaktır.
Heyetin parolası şudur: Ya istiklâl, Ya ölüm!



Heyet 5 gün süren bir yolculuktan sonra 2 Eylül akşamı, Sivas’a ulaştı
ve İstanbul Hükümeti’nin engelleyici tutumuna rağmen, halk tarafından
coşkuyla karşılandı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eglence.turtleforum.net
ShetZKie
Profosyonel Üye
Profosyonel Üye


Mesaj Sayısı : 151
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: A- Erzurum Kongresi: Mustafa Kemal Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanı seçiliyor   Paz Mart 07, 2010 3:58 pm

Yararlı Bilgiler Teşekkürler Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Admin
qarizma

Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 05/03/10

MesajKonu: Geri: A- Erzurum Kongresi: Mustafa Kemal Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanı seçiliyor   Paz Mart 07, 2010 4:02 pm

Önemli Değil Asıl Yorumun İçin Sen Saol Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://eglence.turtleforum.net
 
A- Erzurum Kongresi: Mustafa Kemal Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti Başkanı seçiliyor
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» mustafa sandal'ın özel hayatı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
WwW.EglenceForum.St :: Ulu Atamız ve Çanakkale :: ATATÜRK'ün Hayatı-
Buraya geçin: